02 Şubat 2008

Andreas Isaksson


Isaksson transferinin gerçekleşmemesi, yılın en büyük hayal kırıklığı oldu. Şu an için kalemizde problem olmasa da, medyada ve taraftarlar arasında Isaksson'un pek de önemi yokmuş gibi bir hava yaygın da olsa, çok kötü oldu bu işin yatması. Açıklayayım.

Sezon başında Orkun'u aldığımızda sevindim. Aykut yıllardır bekleyerek ve şans bulduğunda iyi kullanarak hak etmişti belki kaleyi ama Orkun da yarım sezon boyunca Erciyes'te harikalar yarattığından transferini doğru buldum. Fevzi'nin gitmesini de çok olumlu karşıladım, zira ne kadar iyi kaleci olursa olsun istemiyordum, bu kadar saçma sapan açıklamalar yapan bir Galatasaray futbolcusu görmemiştim. Bir gün çıkıp durup dururken ''Ben Fenerli ailede büyüdüm ama Galatasaray için elimden geleni yaparım.'' der, diğer gün ''Beni tanımıyorlar çok üzülüyorum, ünlü olmak istiyorum, kız arkadaşım da ünlü olmamı istiyor.'' der, kaleci alındığında boş boş konuşur ve Kerem İnan'ı hiç düşünmez... Neyse konu o değil tabii. Orkun transferi sezon başındaki isabetli transferlerin bir halkasıydı.

Tabii yine de Orkun'a güvenmek kolay olmadı. Davulun sesi Erciyes'ten hoş geliyordu ama burada tereddütler başladı. Mondi'den sonra bunun böyle olacağı da belliydi zaten. Alışma süresine verdim ama İstanbul Belediye maçından sonra da sabrım taştı, bu işin böyle gitmeyeceğini düşündüm. Artık kaleye yaklaşan her topta yüreğim ağzıma geliyordu. Bu korku beni öylesine etkilemiş ki Fenerbahçe maçı bittiğinde Orkun'un başarılı performansının farkında bile değildim, maçın başında yedirdiği golü konuşuyordum hâlâ. Halbuki sakin kafayla tekrar izleyince Orkun'un maç genelinde iyi oynadığını, golde de hatası olsa bile en azından 'gol yedirdi' olarak nitelendirmenin haksız olacağını anladım. Birkaç maç sonra Orkun'a güvenmeye başlamıştım bile. Türkiye için gayet uygun bir kaleci, büyük hedefler içinse yetersiz diyemiyorum ama Orkun'u hâlâ tam olarak çözebilen bir Galatasaraylı olduğunu da sanmıyorum, kalemizde çok az pozisyon verdiğimiz için bu pek mümkün olmadı. Şu an için Orkun'u son derece başarılı buluyorum. Formayı hak ettiğini düşünüyorum ve yedek kalmasına gönlüm razı olmuyor.

Gelgelelim duygusallığa gerek yok, zira söz konusu adam Isaksson'du, anlamsız bir biçimde küçümsense de. Martinez değil (ki o da fena kaleci değil aslında), ne bileyim adı şanı duyulmamış bir adam da değil, yıllardır maçlarını izlediğimiz Isaksson. Oldukça iyi bir kaleci, yaşı 27 ve kariyeri belli bir seviyenin üstünde. Bizim Orkun kaleci yetiştirmiyor dediğimiz Türkiye'nin milli kadrosunda kendine yer bulamazken, bu adam Avrupa'nın kalburüstü bir milli takımının kalecisi. Geniş bakmaya çalışıyordum ve uzun vadede Isaksson'un getirisinin çok yüksek olacağını tahmin ediyordum. Bu sezon böyle bir transfere ihtiyaç yoktu belki ama Isaksson ayarında bir kaleciyi de bir daha 1 milyon Euro civarına alamazdık. 6 ay içerisinde Türkiye'nin en iyi stoperi ve forvetinden sonra, en iyi kalecisini de kadromuza katmış olacaktık, bu da operasyonun çok başarılı biçimde sürdüğünü gösterecekti. Uzun lafın kısası, çok başarılı bir transfer daha yapacaktık, hatta tam Adnan Biraderler'i kutlamaya hazırlanıyordum! Ne ki olmadı. Olmasa da üzülmem gibi geliyordu, yanılmışım.

Evet 2007-2008 sezonunda Galatasaray kalesini Orkun hak etmişti ama benim hayalimdeki 2010 yılının Avrupa'da iddialı Galatasaray'ının kalesinde Isaksson daha bir sağlam duruyordu sanki. Kaleye geçtiğinde hiçbir tereddütümün olmayacağı Orkun ise bu durumda 'Galatasaray yedek kalecisi' tanımına sözlük anlamı kadar uygun düşüyordu. Yine olmadı, önümüzdeki maçlara bakacağız.

Kontra not: 4 gün var transfer sezonunun bitmesine, keşke bir mucize olsa da bu iş bitse. Gel gör ki bu saatten sonra Messi'yi de alsak Avrupa'da oynatamıyoruz. Bu doğrultuda, yapılacak en büyük transfer bile olumsuz eleştirilerden payını alacaktır.

0 ekleme: